Feramuz ERDİN yazdı

Yaşadığımız Kahramanmaraş depremlerinin acısı bile henüz çok taze iken, beklenen İstanbul depreminin yaratacağı yıkım yanında, Marmara Bölgesinin tamamındaki üretim faaliyetlerini sekteye uğratacağı ve hatta bunun bir milli güvenlik sorunu haline gelebileceği çeşitli kaynaklarca ifade edilmektedir.

Oysaki can ve mal güvenliği, insanoğlu için refahtan sonra gelen en önemli ihtiyaçtır. Aynı ihtiyaç tüzel kişilikler için de bir önceliktir. Kamusal ve bireysel korunma yöntemleri yanında, özel sektör kurumlarının da güvenlik tehditleri ve afetlere karşı hazırlıklı olması gereklidir.

Afet tanımı

Bir kurumun kendi imkânları ile başa çıkamayacağı, faaliyetlerini kısmen veya tamamen durdurmasına neden olan, can veya mal kaybı ile sonuçlanan olaylara afet denir. Bir kurumun afeti en hasarsız şekilde atlatabilme kapasitesi onun dayanıklılığının, hazırlıklılığının ve kurumsallığının bir göstergesidir.

Deprem, heyelan, sel baskını, gıda kıtlığı, kuraklık gibi “doğal” afetler yanında; savaş, silahlı isyan, işgal, yangın, BT sistemi çökmesi, enerji kıtlığı, kimyasal sızıntısı gibi “insan kaynaklı” afetler söz konusudur.

Kanunen zorunlu planlar

Aslında mevzuatın ön gördüğü çeşitli planlar mevcuttur ama genelde hazırlayan dışında bunlardan kimsenin haberi yoktur. Bunun yanında alıntı, tercüme veya kopya olarak hazırlanan planlar işlevsellikten uzak ve çok karmaşıktır. Çoğu güncelliğini yitirmiş olan bu planların çok basit ve işlevsel olarak hazırlanması, o kuruma özel gerçek riskleri içermesi, güncel tutulması ve görevli herkes tarafından biliniyor olması gereklidir.

Duruma göre değişmekle birlikte, kurumsal olarak hazırlaması gereken bazı planlar şunlardır:

  • Sivil Savunma Planı
  • Sabotajlara Karşı Koruma Planı
  • Hassas Bölgeler Koruma Planı
  • Koruma ve Güvenlik Planı
  • Yangın Müdahale Planı
  • Tahliye Planı

Acil Durum ve Kriz Yönetimi Planlaması

Her kurumun bölgesel, sektörel ve kendi kurumsal özel riskleri göz önünde bulundurularak, en kötü senaryolara göre hazırlanmış bir Acil Durum ve Kriz Yönetimi Planı olmalıdır. Yukarıda sayılan kanunen gerekli planlar ile alt taşeron ve kiracı planlamaları da bu temel planla uyumlu olarak hazırlanmalıdır. Bir afet anında herkes görevini biliyor ve gereğini yapıyor olmalıdır.

Riskleri önceden ön görerek yapılan hazırlık, eğitim ve tatbikatlar çok daha az maliyet gerektirdiği gibi büyük can ve mal kayıplarının önüne geçmekteki en önemli tedbirdir.

Olay olduktan sonra panik haliyle yapılan kriz yönetimi hem çok daha pahalıdır, hem de geriye döndürülemez can ve mal kayıplarına yol açmaktadır.

Bu durumda sigorta uygulaması mali kayıpları görece olarak karşılamakla birlikte, kurumsal işleyiş ve devamlılığın sağlanması için önceden yapılmış bir profesyonel hazırlık aşaması gereklidir.

Kurumsal faaliyetin devamlılığı

Beklenen İstanbul depremi nedeniyle özellikle Marmara Bölgesinde faaliyet gösteren şirketler hem personellerini, hem kurumsal varlıklarını, hem de kurumsal yapılarını afete dirençli hale getirmekte geç kalmamalıdır.

Yapılacak hasar tespitinden sonra şirketlerin kurumsal faaliyetlerin mümkün olan en kısa sürede başlatılması; veri, hizmet, üretim, tedarik ve lojistik faaliyetlerinin devam ettirilebilmesi ülkedeki genel durum ve iyileşme için de hayati öneme sahiptir.

Ancak önceden bir planlama ve hazırlık yapılmadan bu sürenin kısaltılabilmesi ve afet zararlarının en az kayıpla atlatılabilmesi maalesef mümkün değildir.

Kamu ve özel sektör yöneticileri mevcut ezberlerini kırarak, başarılı ülke ve şirketlerin uyguladığı “afet risk yönetimi” aşamasını her şey için çok geç olmadan önce keşfetmelidir.

Feramuz Erdin

Eğitimi ve 30 yılı aşan kamu ve özel sektör tecrübesi ile güvenlik ve kriz yönetimi alanında ispatlanmış uzmanlık kariyerine sahiptir. Uzmanlık alanı ile ilgili bilimsel çalışmalar yapmakta ve kurumsal yapılar ile sivil toplum kuruluşlarına danışmanlık hizmeti vermektedir.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir